Televizyon dizilerinin parıldadığı bu dönemde tanıtımı az yapılmış ya da diğer programların arasında kaybolmuş dizileri kaçırmış olma ihtimaliniz oldukça fazla. İşte bu sebeple biz de bu yazımızda iyi olduğunu düşündüğümüz ancak popüler diziler arasına yerleşmemiş, 2016’nın az bilinen ancak iyi dizilerinin bir listesine yer vermek istedik.
Korku filmlerinin dizi haline dönüştürülmesinden sahte sitcom dizilerine, gizemli dram dizilerinden konusu gerçek hikayelere dayanan suç belgesellerine kadar geçtiğimiz 12 ay boyunca televizyon ekranlarında boy göstermiş olan 12 muhteşem ancak az bilinen dizilerin bir derlemesini okumak için sizleri şöyle alalım.
Witless
İngiliz BBC Three kanalının sadece İnternet üzerinden yayın yapan bir televizyon kanalı haline dönüşmesi sebebiyle ortalama bir televizyon izleyicisi bu kanalda yayınlanan bazı programları doğal olarak kaçırıyor.
Zoe Boyle ve Kerry Howard‘ın karanlık bir cinayeti gördükten sonra tanık koruma programı altına alınmaya zorlandığı iki talihsiz ev arkadaşını oynadığı Witless, bu yılın tartışmasız en eğlenceli dizilerinden birisiydi.
Gerçekten de, garip bir çiftin komik bir hikayesini anlatan bir sitcom olmanın ötesinde John Inverdale‘nin harika bir komedi dizisi oyuncusu olduğunu kim bilebilirdi? Bir komedi dizisinden beklenmeyecek kadar gergin olan ve sezonun en heyecanlı yerinde biten bu dizinin ikinci sezonunun da en azından ilki kadar iyi olacağını söylemek yerinde olur.
Crazy Ex-Girlfriend
Altın Küre Eleştirmen Seçimi Ödülü’nün yanı sıra bu yıl iki Emmy ödülünün de sahibi olan Rachel Bloom‘un son derece keyifli müzikal komedisi.
Crazy Ex-Girlfriend‘de Bloom, yaz kampı sırasında edindiği eski erkek arkadaşını aramak için nüfusu daha az West Covina, Kalifornia’ya yerleşen, sıkıntılı bir New York avukatını oynuyor.
Dizinin konusu buraya kadar geleneksel bir romantik komediden öteye gitmiş değil.
Ancak dizide yer alan son derecede eğlenceli şarkılar ve Bloom‘un muhteşem performansı diziyi bu on yılın en seçkin ve keyifli programlarından biri haline getiriyor.
Please Like Me
Aslında bu sene dördüncü sezonu yayımlanan dizinin özellikle 2016 yılında daha geniş izleyici kitlesine ulaştığı biliniyor.
Josh Thomas, dizide depresyon, intihar, eşcinsel olduğunu açıklama gibi görece ağır konuları ele alıyor.
Divorce
Sarah Jessica Parker ve Thomas Haden Church‘ün yanı sıra dizinin yaratıcısı Sharon Horgan‘ın (Pulling, Catastrophe) varlığına rağmen, bu komedi dramı izleyicilerin hayal gücünü ne yazık ki beklendiği kadar yakalayabilmiş görünmüyor.
Belki de uzunca bir süredir evli olan bir çiftin zorlu bir şekilde bir boşanma sürecinden geçtiği bir konuya sahip olan bir diziyi izlemek kimilerini caydırmış olabilir ancak oyuncuların muhteşem performansının yanı sıra dizinin yaratıcısının nevi şahsına münhasır anlatım tarzı pek çok izleyiciyi koltuklarına çivileyecek türden bir dizinin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Crashing
Phoebe Waller-Bridge‘in Fleabag isimli dizisi tüm eleştirmenlerin ilgisini çekiyor ancak bu yıl yayınlanan diğer bir komedi dizisi olan Crashing de tıpkı Fleabag kadar eğlenceli, tuhaf vee garip.
İngiltere’nin Channel 4 kanalında bu yılın başında gösterime giren dizinin komedi ve dram türlerinde alışılmışın dışında geçişlerine alışmak için biraz zaman gerekiyor.
Fakat altı bölümden oluşan dizinin sonunda kendinizi bir aşk üçgeninin ortasında, Colin‘in Fransız sanatçı Melody ile olan evliliğini bitirmesine yönelik bir hikayenin tam içinde bulacaksınız.
Black-ish
Tıpkı geçtiğimiz yıl The Goldbergs dizisinde yaptıkları gibi İngiliz E4 kanalı, Blackfish dizisinin ilk iki sezonunun tüm bölümlerini sadece birkaç hafta içerisinde yayınladı. Bu sebeple özellikle İngiltere’de yaşayan ve dizileri televizyondan takip eden izleyicilerin belki de Cosby Ailesi dizisinden bu yana çekilmiş en iyi Afrikalı-Amerikalı sitcom dizisini kaçırmış olma ihtimali oldukça yüksek.
Adından da anlaşılacağı üzere Black-ish ırk ilişkilerine karşı koymaktan korkmuyor – Modern Family dizisinin Umut (Hope) isimli bölümünde olduğu gibi polisin vahşetini ele alış şeklini bu dizide görmeyeceksinizdir elbette – ama dört çocuğun da dahil olduğu büyük bir oyuncu kadrosu ve eğlenceli, sıcak yürekli senaryosu bu diziyi sadece siyasi bir pembe diziden olmaktan çok daha fazla kılıyor.
Angie Tribeca
Parks and Recreation dizisi bittikten sonra izleyecek başka bir dizi bulamadığınız için kendinizi rahatsız hissediyorsanız, o zaman Rashido Jones‘un belki de bugüne kadarki en saçma ve acımasız komedi dizisi ilginizi çekebilir.
Steve Carell ile ortak yapımı olan Angie Tribeca, pek çok dizinin birkaç sezona sığdırabildiği kadar espriyi 21 dakikalık bir bölüm içerisine sığdırmayı başarıyor.
Elbette bu esprilerin hepsi mükemmel değil ancak çekilen onca korku filmi, epik film ve felaket filmi komedilerinden sonra bu dizi size ilaç gibi gelecektir.
Billy on the Street
Billy on the Street her ne kadar 2011 yılından beri internet üzerinden yayınlanan bir dizi olarak hayatını sürdürse de dizinin bu yıl Avrupa’ya açılmasının ardından izleyici kitlesinde de önemli bir artış meydana geldi.
Dizinin konusu aslında oldukça basit – komedyen Billy Eichner, New York’ta sokakta yürüyen insanlara popüler kültür sorularını soruyor ve soruları doğru cevaplayanlara ya bir dolarlık banknot ya da genellikle kullanışsız bir ‘büyük ödül’ ile ödüllendiriyor.
Dizinin konusu diziyi mutlaka izlenmesi gereken diziler arasına sokmuyor gibi görünebilir, ancak Eichner‘in öfkeli adam rolü, genel halkın verdiği tepkiler ve bazı ünlü konuklar sebebiyle diziye bir göz atmanızı öneririz.
The Path
Aaron Paul‘un Breaking Bad dizisinden sonra ekranlara yeniden döndüğü dizi Breaking Bad‘den tümüyle farklı.
Amazon Prime üzerinden yayınlanan The Path, Breaking Bad‘in aksine daha yavaş ilerleyen bir psikolojik gerilim olduğundan her bir bölümde cevaplanmamış pek çok soru bırakıyor.
Paul, inancını sorgulamaya başlayan kült gibi bir hareketin üyesidir ve dinine son derecede bağlı olan karısı rolünde Michelle Monaghan’ın yanı sıra kötü karakter Hugh Dancy tarafından başarılı bir şekilde desteklenmektedir.
Wolf Creek
Amerikan korku hikayeleri bu yıl özellikle My Roanoke Story ile çıtayı yükseltti ancak belki de bu yılın en etkili korku dizisi, gişede başarı gösteren korku filmi Wolf Creek‘in aynı adlı TV uyarlaması oldu.
Ne şans ki Wolf Creek dizisi, orijinalinden daha vahşi olarak geri döndü ve dizide eskiden avcı olan karakter feminist bir intikam masalında av olarak ekranlardaki yerini aldı. Eğer korku dizilerinden hoşlanıyorsanız ve Wolf Creek filmi ilginizi çektiyse bu diziye bir göz atmanızda fayda var.
The Killing Season
Making a Murderer dizisinin olağanüstü başarısının ardından, bu yıl sayısız kanal, kendi gerçek hayat hikayelerinden esinlenilerek ortaya çıkarılmış suç dizilerine yer vermek için birbirleri ile yarıştı.
The Killing Season belki de bu kategorideki diziler arasındaki en iyilerinden birisi.
Sekiz bölümlük belgesel biçimindeki bu dizi, başlangıçta Long Island seri katilin faili meçhul davasına odaklanıyor ancak kısa bir süre sonra cinsel suç çalışanlarının öldürülmesinin bir salgın haline dönüştüğü anlaşılınca odağını ona doğru yönlendiriyor.
Lucifer
Yer altındaki hayatından bezmiş olan Beelzebub, Los Angeles polis birimi ile güçlerini şeytani bir şekilde birleştirmeye karar veriyor.
Bu denli komik ve belki de bir o kadar saçma konusu sebebiyle pek çok kişi Lucifer‘in birkaç bölümden fazla yayında kalmayacağını düşünmüştü ancak dizi beklenenin aksine hatırı sayılır bir izleyici kitlesine ulaştı.
Bununla birlikte, Tom Ellis‘in (en iyi Miranda’nın duygularının nesnesel yansıması olarak tanınır) mükemmel bir oyunculuk performansı gösterdiği dizi hem kendisini ciddiye almayı reddederken 2016’nın en iyi toplum tarafından beğenilmediği için insanların severek izlediğini itiraf edemediği en iyi diziler kategorisindeki yerini aldı ve hiç beklenmeyen bir şekilde dizinin ikinci sezonu üzerindeki çalışmalarının başlamasına da önayak oldu durumda.
Sizce 2016 yılının en iyi dizisi hangisi?
Bu yıl en çok hangi diziyi gözlerinizi kırpmadan izlediniz? Sitemizin ziyaretçileri ile paylaşmak istediğiniz başka hangi diziler mevcut? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Kaynak: Metro
