The post Amazon’un Perakende Mağazalar Açmasının Ardındaki 5 Neden appeared first on Kablosuz Mecmua.
]]>Her ne kadar şirket e-ticaret alanında dünyanın lider şirketi olsa da, eMarketer’e göre dünya üzerinde yapılan perakende satışların %90’ı hala dükkanlar üzerinden yapılıyor. Amazon, otomatikleştirme ve veri madenciliği alanlarındaki deneyimlerini perakende mağazalar üzerinde uygulayarak perakende alışveriş dünyasını kökünden değiştirebilme kabiliyetine sahip.

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletindeki Charlotte şehrinde bulunan perakende analisti Sucharita Mulpuru konu ile ilgili olarak “Amazon’un pek çok dükkanın kapanmasına neden olduğu gerekçesiyle suçlanmasına rağmen kendilerinin dükkan açması ilk bakışta mantıksız görünse de Amazon bunu herkesin gözü önünde yapmaya devam ediyor.” sözlerine yer verdi.
Amazon’un internet dışındaki girişimleri şirketin internet üzerindeki faaliyetlerini daha da iyileştirebilir – her ne kadar şirketin internet üzerindeki faaliyetleri her geçen gün büyümeye devam ediyor olmasına rağmen. 2017 yılının ilk üç ayında Seattle merkezli Amazon, 724 milyon dolar, ya da diğer bir deyişle hisse başına 1.48 dolar kazandı. Bu rakamlar, geçen yılın aynı dönemine göre %41’lik bir iyileşmeye işaret ediyor. Amazon, Wall Street’in hisse başına 1.08 dolar olan beklentisini önemli ölçüde aştı. Şirketin gelirleri ise %23 artarak 35.7 milyar dolara yükseldi. Piyasa beklentileri Amazon’un 2017 yılının ilk üç ayındaki gelirlerinin 35.3 milyar dolar olacağı yönündeydi.
Amazon, şirketin perakende mağazalarından elde ettiği gelirleri paylaşmıyor. Şirketin Finans ve Mali İşler Müdürü Brian T. Olsavsky geçtiğimiz Perşembe günü yatırımcılara yaptığı açıklamada şirketin perakende mağazaları, müşterilere ulaşmanın ve halk arasında nelerin yankı uyandırdığını anlamanın bir başka yolu olarak gördüklerini belirtti. Olsavsky, şirketin perakende mağazalarının performansından memnun olduğunu söyledi ancak detay vermekten kaçındı.
Şirketin bu mağazalardan tam olarak neleri öğrendiği ve bu öğrendikleri ile neler yapmak istediği ise herkesin merak ettiği soru.
Yazımızın devamında bu mağazaların Amazon’a nasıl yardımcı olabileceğini sizler için irdeledik:
Amazon’un günümüzde altı adet perakende kitap mağazası bulunuyor. Önümüzdeki dönemde şirketin altı tane daha benzer mağaza açması bekleniyor. Şirket bu mağazalarda daha çok yer kaplamasına rağmen kitapların kapakları ziyaretçilere bakacak şekilde raflara yerleştiriyor. Amazon, şirketin sattığı bütün kitapları bu mağazalarda bulundurmak derdinde değil zira diğer her şeyi telefonlarınızdan sipariş edebileceğinizin farkında.

Amazon ayrıca bu mağazalarda şirketin Kindle elektronik kitap okuyucularına, TV cihazlarına ve diğer küçük aletlere büyük bir yer ayırıyor. Şirket, ziyaretçilerin bu cihazları satın almadan önce denemelerine de bu sayede izin vermiş oluyor. Mağazalarda ilgili cihazların nasıl kullanılabileceğine ve bu cihazlarla neler yapılabileceğine yönelik çeşitli etkinliklere de yer veriliyor.
Wedbush Securities analisti Michael Pachter, fiziksel kitapevlerinin yeni Kindle kullanıcıları kazanmak için ideal yerler olduğuna inanıyor zira henüz Kindle sahibi olmayan kişilerin kitap okumayı seven kişiler olduğuna dikkat çekiyor.
Amazon, şirketin üçüncü kitapevini Ekim ayında Portland, Oregon yakınlarında açtı. Powell’s Books şirketi CEO’su Mirian Sontz, Amazon’un bu pazara girmesini “kitap satın almak isteyen müşterilerin kitapevlerinde yaşadıkları alışveriş deneyimini bir internet mağazasının asla sunamayacağının kabulü.” olarak nitelendiriyor. Bunlar arasında mağazadaki diğer kişiler ile birlikte sohbet edebilmek, kitaplar arasında gezinirken bir kitabın kapağının ilginizi çekebilmesi ve daha pek çok küçük detay yer alıyor.
Gartner’de perakende analisti olarak görev yapan Robert Hetu ise internet müşterilerinin bir e-ticaret sitesini ziyaret ettiklerinde genellikle ne almak istediklerini bilerek o siteyi ziyaret ettiğine dikkat çekiyor. Bir perakende mağazasını ziyaret eden bir kişi ise genellikle mağaza içerisindeyken ne alacağına karar veriyor hatta kimi zaman o mağazaya gelmeden önce satın almayı aklının ucundan bile geçirmediği bir ürünü satın alarak o mağazadan ayrılabiliyor. Amazon, kendi perakende mağazalarından müşterilerin bu mağazalardaki alışveriş deneyimlerinden çok şey öğrenebilir ve daha sonra bu deneyimlerini internet mağazasına yansıtabilir.
Amazon, şirketin içerisinde herhangi bir kitap içermeyen 20. kitapevini önümüzdeki hafta Cleveland’da açacak. Öğrenciler bu mağazalar üzerinden ders kitaplarını ve yurt odalarında kullanacakları diğer araç ve gereçleri sipariş edip ardından ürünler mağazaya teslim edildiğinde gelip siparişlerini teslim alabiliyorlar. Tüm teslimatların tek bir noktada toplanıyor olması, Amazon’un teslimat ücretlerini önemli ölçüde düşürüyor.

Şirket ayrıca Seattle bölgesindeki iki mağaza üzerinden mutfak malzemelerinin de sipariş edilebilmesini sağlayacak. Mağazalar açıldığında Amazon’un Prime sadakat programı müşterileri, internet üzerinden bu ürünleri sipariş edebilecek ve ardından bu mağazalardan herhangi birini ziyaret ederek sipariş ettikleri ürünleri kuyruğa girmeden teslim alabilecekler. Hatta mağaza görevlileri, müşterilerinin siparişlerini arabalarına kadar teslim edecekler. Hiç şüphesiz bu teslimat yöntemi, Amazon’un her bir siparişi müşterilerinin yaşadıkları yere kadar teslim etmesinden çok daha ucuza maloluyor.
Amazon şirketin ürünlerinin teslimat için paketlendiği dev boyutlu ambarlarda robotlardan önemli miktarda faydalanıyor. Amazon işte bu otomatikleştirme teknolojisini perakende mağazalarında da kullanmayı hedefliyor. Seattle’deki Amazon Go adındaki dükkanda bulunan algılayıcılar, müşteriler ürünleri raflardan aldığı an ya da rafa geri bıraktığı an tarıyor. Müşterinin Amazon hesabı alışverişin sonunda otomatik olarak alışveriş sepetindeki ürünlerin hesabını tahsil ediyor. Mağazanın Amazon çalışanları ile birlikte yaptığı test çalışmalarının ardından kısa bir süre sonra Amazon müşterilerinin kullanımına açılması planlanıyor.
Amazon bu mağazada kasa görevlileri çalıştırmadığından önemli bir kâr elde ediyor. Şirket, bununla da kalmayıp mağazaların envanterini daha iyi bir şekilde yönetebiliyor ve hatta hangi ürünlerin ne zaman indirime girmesi gerektiğine daha kolay karar verebiliyor.
Kimilerine göre Amazon ilgili teknolojiyi diğer şirketlerin kullanımı için lisanslayabilir. Şirket bilindiği üzere kendisine ait olan veri merkezlerini diğer müşterilerin kullanımı için kiralıyor. Bulut bilişim (cloud computing) olarak da bilinen bu iş alanı, bu yılın ilk üç ayında Amazon’un gelirlerinin %10’unu oluşturacak kadar büyümüş durumda. Bulut bilişim satışları geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %43 artarak 3.7 milyar dolara yükseldi.
Amazon şirketin üniversite kampüslerine kurduğu kitapevlerinde şirketin Prime sadakat programının da tanıtımını yapabilir (öğrenciler, Prime sadakat programının yıllık 99 dolar olan fiyatından %50 indirimle faydalanabiliyorlar). Amazon’un buradaki stratejisi aslında oldukça basit. Öğrencileri hayatlarının erken dönemlerinde hizmetlerinizi kullanmaya alıştırırsanız o kişiler hayatlarının geri kalan döneminde müşterileriniz olmaya devam ederler.

Normal kitapevlerinde ise Prime sadakat programı üyesi müşteriler, Amazon’un internet sitesindeki fiyatlarla aynı fiyata kitapları satın alabiliyorlar. Diğer herkes ise sadece Amazon’un küçük aletleri internet sitesindeki fiyatları ile aynı fiyata satılıyor. Kitaplar ve diğer ürünler genellikle Amazon’un web sitesinden daha pahalı fiyata satılıyor. Elbette bu mağazalardan da Prime üyesi olabilirsiniz.
Analistler, Amazon’un bu deneyimleri kullanarak kullanıcı sadakatlerini derinleştirmek için yeni yöntmeler oluşturacağına inanıyor. Elbette Prime sadakat programı üyeleri, Amazon’un internet üzerinden verdiği üstün hizmet kalitesini perakende mağazalarında yansıtamaması durumunda bu programdan ayrılabilirler.
Kaynak: Techlife News dergisi, Sayı: 6 Mayıs 2017, Sayfa: 12-21
The post Amazon’un Perakende Mağazalar Açmasının Ardındaki 5 Neden appeared first on Kablosuz Mecmua.
]]>The post 2016’nın En İyi Medya Akış Oynatıcısı appeared first on Kablosuz Mecmua.
]]>Bu alanda gerek firmaların gerekse de kullanıcıların eğilimi çok açık: Streaming servisleri herkes için bir şey sunuyor. Muhtemelen siz de bu servislerden en azından birine abone olmuş durumdasınız. Amerika Birleşik Devletleri’nde DirecTV Now, Sling ve PlayStation Vue gibi çözümler sayesinde kablolu TV aboneliklerini iptal etmek isteyen kullanıcılar bunun için kaliteli bir medya akış (media streaming) cihazı kullanmayı tercih etmektedirler. 2016’nın en iyi medya akış cihazını arayan ziyaretçilerimiz için bu yazımızda ucuz, orta sınıf ve üst sınıf olmak üzere üç kategori altında en iyi media streaming cihazlarını derledik.
Akıllı TV’ler “aptal” TV’lerden daha yüksek bir fiyat etiketi ile gelme eğilimindedir. Neyse ki, sadece bir medya oynatıcısı ile herhangi bir TV’yi akıllı bir TV’ye dönüştürmeniz mümkündür. Halk arasında medya akış oynatıcı cihazlarının pahalı olduğuna dair bir öngörü mevcut ancak işin aslı hiç de öyle değil.

Roku Streaming Stick’in küçük boyutu sizi aldatmasın. Kendisinden büyük bir uzaktan kumanda ile gelen Roku Streaming Stick, küçük boyutuna rağmen çok sayıda özelliğe sahiptir. Dört çekirdekli bir işlemciye sahip olan Roku Streaming Stick, bir HDMI girişine takılır ve bir USB kablosuyla güçlendirilir. Dilediğiniz herhangi bir yere doğrultarak kullanabileceğiniz bir RF uzaktan kumandasına sahiptir ve 720p ile 1080p çözünürlükteki videoları sorunsuzca çalıştırabilir.
Roku Streaming Stick, ses kalitesinden ödün vermek istemeyen kullanıcılar için DTS Digital Surround pass-through desteğine sahip. Kablosuz olarak, 802.11 b / g / n çift bantlı Wi-Fi kullanan bu medya oynatıcısında Roku’nun diğer modellerinin aksine Ethernet bulunmuyor. Ayrıca Roku Streaming Stick’in 4K desteği yok. Eğer 4K çözünürlüğe sahip bir televizyona ya da monitöre sahip değilseniz o zaman Roku Streaming Stick sizin için ideal bir çözüm olabilir. Cihaz ayrıca Crackle gibi ücretsiz hizmetlerden Netflix ve Pandora gibi birinci sınıf uygulamalara kadar pek çok uygulamayı da bünyesinde barındırmaktadır.

Amazon’un geniş video kütüphanesini göz önüne alındığında şirketin Fire TV ürününü piyasaya sürmüş olması şaşırtıcı değil. Fire TV Stick, standart bir HDMI girişine takılır. Elektrik kablosunu prize takar takmaz cihazı kullanmaya başlayabilirsiniz. Roku Stick gibi Fire TV Stick de, eğlence merkezinizi kablo yığınından kurtarmak için mükemmel bir seçenektir.
Yeni Fire TV Stick, dört çekirdekli işlemci, 1GB RAM ve 8GB dahili bellek barındırıyor. Alexa ses desteği özelliğini barındıran uzaktan kumandası sayesinde Amazon Fire TV Stick ile konuşabilirsiniz. Oyun oynamak isteyen oyuncular için cihazın bir oyun kolu desteği de bulunmakta ancak bu ürünün oyun kurtlarından ziyade daha sade oyunları oynamak isteyen kullanıcılar için uygun olduğunu belirtmekte fayda var. 802.11ac Wi-Fi bağlantısı ile en yeni kablosuz bağlantı standardında internete bağlanabilir ve veri transferi gerçekleştirebilirsiniz. Cihazda Ethernet, 4K ve yükseltilebilir kapasite desteği olmadığını belirtelim.

İnternet arama konusunda Google hiç şüphesiz bu pazarın hakimi. Pixel XL gibi Android telefonları da Google’ın akıllı telefon pazarında güçlü bir şekilde yer almasını sağlıyor. Bu sebeple Google’ın internet üzerinden medya akış desteği veren donanımların yer aldığı bu kalabalık pazara girmesini beklemek şaşırtıcı olmaz, öyle değil mi? Karşınızda Chromecast. Google Chromecast ucuz ama son derece güçlü donanımsal özelliklere sahip bir medya akış cihazıdır. Uyumlu uygulamalar arasında Pandora, Spotify, YouTube ve HBO Now yer alıyor. Android veya Apple telefonunuzdan veya tabletinizden hatta bir PC’den bile yayın yapabilirsiniz. Küçük boyutu, bir medya merkezinde gizlenmesini kolaylaştırıyor.
Maalesef, Chromecast’in kendisine ait olan bir uzaktan kumandası bulunmuyor. Benzer şekilde, cihaz üzerinde herhangi bir fiziksel düğme de yok. CNET, Chromecast’in mobil cihazlardan akış için sağlam bir performans sunduğunu belirtti. Bununla birlikte, birkaç dolar daha ödeyerek Fire TV Stick veya Roku Stick’ten daha iyi bir performans almanız ve kendilerine özgü uzaktan kumandalarını kullanmanız mümkün. Hatta bize soracak olursanız Amazon Fire TV Stick ve Roku Stick ürünlerini Chromecast’a tercih etmekteyiz.

Xiaomi Mi Box, düşük fiyatlı medya akış oynatıcılarına kıyasla yaklaşık 70 dolarlık fiyat etiketi ile (ki bazı yerlerde bu fiyat 120 dolara kadar çıkabiliyor) rakiplerine göre daha pahalı. Bunu söylemiş olmakla birlikte 4K gibi özellikler Mi Box’u en çekici orta ölçekli medya akış oynatıcılarından biri haline getiriyor. 4K’ye ek olarak MiBox üzerinde HDR ve Google Cast desteği de bulunuyor. Dahası Google Sesli Arama özelliğini de kullanabilirsiniz. Son olarak Xiaomi Mi Box, Netflix, HBO, Vudu ve Showtime gibi popüler uygulamaları da destekliyor.
Mi Box, Roku gibi üst düzey medya akış oynatıcılarına rakip özelliklere sahip olmasıyla harika bir seçenektir. Dahası, Xiaomi Mi Box, sesli arama desteğine sahip bir Bluetooth uzaktan kumanda ile birlikte gelmekte. Android 6.0 çalıştıran Mi Box, çok sayıda uygulamaya erişim imkanı verir. Roku Stick, Fire TV Stick ve Chromecast gibi televizyonun arkasında kaybolacak kadar küçük ölçülere sahip olmasa da Mi Box, herhangi bir televizyonun yanında muhteşem görünen zarif bir tasarıma sahiptir.

Roku Ultra gibi, Google Chromecast Ultra da en üst düzeyde özelliklere sahiptir. Özellikle, Chromecast Ultra, 4K ve HDR uyumludur ve bu sebeple standart bir Chromecast fiyatının iki katı bir fiyat etiketine sahiptir. Tüm bunlara rağmen cihazla birlikte bir uzaktan kumanda gelmemektedir ve Amazon Instant Video desteği de yoktur. Bununla birlikte, cihaza eklenen Ethernet desteğinin özellikle yüksek çözünürlüklü video ve dosya transferi yapan kullanıcıları sevindirebilir.
Chromecast Ultra, standard Chromecast’a kıyasla daha mı iyi? Kesinlikle. Ancak Mi Box da dahil olmak üzere piyasada daha iyi medya oynatıcıları yok değil.

Roku Ultra, adında boşu boşuna “ultra” kelimesine sahip değildir. 4K ve HDR’yi sunan Roku Ultra, kablosuz 802.11ac bağlantı desteği ile yüksek çözünürlüklü videoları kablosuz ağ üzerinden sorunsuz bir şekilde oynatabiliyor. Sesli arama desteğine sahip bir uzaktan kumanda ve bu kumanda üzerinde bir kulaklık girişi standart olarak geliyor. İronik bir şekilde, Apple, kulaklık girdilerini cihazlarından bir bir çıkarırken Roku uzaktan kumandası hâlâ onu içermeye devam ediyor. Özellikle, Roku Ultra, kablosuz, internet bağlantısına ek olarak Ethernet desteği ile birlikte geliyor. Dahası cihaz üzerinde genişletilebilir bellek için bir microSD yuvası da var.
Premiere+, 100$ fiyat etiketine sahip ancak Ultra’nın barındırdığı bazı özellikleri barındırmıyor. Ultra’da olup da Premiere+ sürümünde olmayan özellikler arasında uzaktan kumanda, USB bağlantı kapısı, dijital optik kapısı ve oyun düğmelerini yer almıyor. Yine de, bu özelliklere ihtiyacınız yoksa, Premiere + hem Ethernet hem de microSD bağlantı noktalarını içermeye devam ediyor.

Apple genelde girdiği herhangi bir teknoloji pazarının hakimi olma eğilimindedir. Geçtiğimiz yıl duyurulan Apple TV’de kendisinden önce gelen Apple TV sürümüne kıyasla çok daha iyi bir model. Yeni Apple TV modeli sadece daha hızlı olmakla kalmıyor aynı zamanda tümüyle yenilenen bir uzaktan kumanda ve Siri sesli arama desteği ile birlikte geliyor. Netflix, HBO, Hulu ve YouTube gibi üçüncü parti uygulamalara da Apple TV üzerinden erişebildiğiniz gibi iTunes mağazasından video satın alabilir ve AirPlay özelliği sayesinde iOS ve macOS kullanan herhangi bir cihazdan doğrudan Apple TV üzerine aktarım yapabilirsiniz.
Maalesef, Apple TV 4K’yı desteklememektedir. Dahası, Roku gibi cihazlar üzerinde daha fazla uygulama mevcut. Bununla birlikte, Apple TV, donanım alanında özellikle bir önceki sürüme kıyasla ço kdaha fazla iyileştirme ile birlikte gelmekte: 2 GB RAM, bir A8 işlemci ve 32 GB veya 64 GB depolama alanı ile her ne kadar Apple TV, diğerlerine kıyasla daha pahalı olsa da bunun karşılığını özellikle iOS ve macOS kullanıcıları için sonuna kadar veriyor.
Eğer bir Apple kullanıcısı değilseniz, ya da evinizde Windows bilgisayarlara ve Android telefonlara daha çok yer veriyorsanız o zaman Apple TV yerine bütçenize uygun diğer ürünleri tercih etmenizi öneririm.
Oyuncular için piyasada birçok seçenek mevcut. Elbette, bu cihazlar oyun dışı kullanımlar için gayet iyidir, ancak daha güçlü bir donanım ve standart gamepad ile diğer aygıtlara kıyasla daha oyun merkezlidir.

Nvidia SHIELD TV çok iyi bir cihazdır. 4 K’ye kadar çözünürlüğe, HDR desteğine ve 500 GB’ye kadar olan kapasitesi ile piyasadaki en iyi medya oynatıcıları arasında yer almaktadır. Tegra X1 işlemcisi ile tüm video akış oynatıcılarını sorunsuz bir şekilde çalıştırabileceğinizden ve Android uygulama mağazası üzerindeki tüm oyunları rahatça oynayabileceğinizden emin olabilirsiniz.
SHIELD TV işte bu sebeple ucuz değildir. Amazon üzerinde ikinci el fiyatları 170$’dan başlıyor. Apple TV’den sadece 20 $ daha fazla olduğunu düşünürseniz bu hiç kötü değil ve Apple TV’ye kıyasla çok daha iyi bir donanım. Daha önce kullanılmamış yeni bir NVIDIA SHIELD TV için 200$, Pro sürümü için ise 350 dolar ödemeniz gerekmekte. Ancak diğer cihazlara kıyasla gerek Plex gerekse Kodi bu cihaz üzerinde sorunsuz bir şekilde çalışabilir.
Mad Catz M.O.J.O. Oyun medya akışı arasındaki ince çizgide yer alır. M.O.J.O. Gamepad ve konsol estetiği ile bu cihaz hiç şüphesiz oyuncular için tasarlanmış. Bununla birlikte, Android işletim sistemine sahip bu cihaz rakiplerine oranla son derece küçüktür. Cihaz bir süredir piyasada olduğundan 100$ civarına bir fiyata satın almanız mümkün.
4K ve HDR’ye ihtiyacınız yoksa, M.O.J.O. aslında oyuncular için de hoş bir seçim. USB bağlantı kapıları üzerinden harici bir sabit disk sürücüsünü bağlayabilirsiniz. Bluetooth standardını desteklemesinin yanı sıra cihaz üzerinde kullanılan işlemci oldukça yeteneklidir.

Fire TV Oyun Sürümü oldukça güçlü bir donanıma sahip. Amazon, Fire TV Oyun Sürümü’nü ücretsiz oyun kolu, iki ücretsiz oyun ve cihazla birlikte 32 GB microSD kart ile daha cazip hale getiriyor. 4K uyumlu olan bu medya akış oynatıcısı ve Android oyun konsolu Amazon uygulama mağazasında yer alan tüm oyunlara erişebiliyor. Ayrıca cihaz Amazon’un Alexa sesli arama desteğine de sahip.
Amazon Fire TV Oyun Sürümü, 2 GHz dört çekirdekli bir işlemci ve 2 GB bellekli GPU ile güçlendirilmiş olsa da, biraz pahalı. Fakat 130 dolarlık fiyat etiketi ile bir Apple TV’den daha ucuz. Google Play erişimi olmamasına rağmen aynı uygulamaların birçoğu Amazon uygulama mağazasında sunulmaktadır.
Açıkçası bu soruya verilebilecek en doğru cevap bir medya oynatıcısından beklediğinizin ne olduğuna göre değişir. Piyasada ucuz Android kutularından yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz ve oyun konsolları ile yarışabilecek donanımsal özelliklere sahip pahalı medya akış oynatıcıları yer almaktadır. Siz ihtiyaçlarınız ve bütçeniz doğrultusunda dilediğiniz cihazı satın alabilirsiniz.
Herhangi bir medya akış cihazı kullanıyor musunuz? Önerdiğiniz bir cihaz mevcut mu? Bu tip cihazları daha çok video izlemek için mi yoksa oyun oynamak için mi kullanıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz.
The post 2016’nın En İyi Medya Akış Oynatıcısı appeared first on Kablosuz Mecmua.
]]>